18 MART RUHU

Dünya tarihinde eşine belkide rastlanılmayacak bir deniz savaşı. Hatta kara savaşı da dahil. Devletler birleşmiş, zamanın en gelişmiş silah araç ve gereçleriyle, asker sayısı ile de kat be kat üstün çokluğa sahip tarafla, sayıca çok az, silah ve mühimmat ile de bir o kadar kat be kat az güce sahip Türk gücü. Filhakika devletlerin oluşturduğu güçlerin sahip oldukları duyguları tam bir kibir abidesi, Türk gücü ise vatanı, milleti ve mukaddes değerleri uğruna her şeyini bedel olarak ödemeye hazır kıta. Bıyıkları henüz terlemiş lise öğrencilerinin çoğunlukta olduğu, cennet yurdumuzun her bölgesinden cepheye koşan on beşli civanmertler. Ancak müstemleke devletlerin hayal dahi edemedikleri bir ordu var karşılarında. Ve ordu komutanı Mustafa Kemal ATATÜRK. Askeri deha. Maddi gücünü manevi gücü ile birleştiren bir ordu. 

Ve savaş başlar Çanakkale’de. Dünyanın bir çok ülkesinde devşirilerek cepheye getirilen fakat ne için, kimin için ve kimlere karşı savaştığını dahi bilmeyen müslüman askerlerin de olduğu yedi düvel ordusu anbean güç kaybetmekte. Çünkü karşılarında öyle bir ordu var ki, gözünü kırpmadan şehadete şimşek hızıyla seve seve koşan bir askeri güç. Nitekim ölürsem şehit kalırsam gazi diyerek yola çıkmıştı civanmertler. Çünkü anneleri ve geride bıraktıkları yavukluları, ellerine kına yakarak göndermişti Çanakkale cephesine. “Git oğlum vatana sahip çık. Düşmana çiğnetme cennet vatanımızı ve ezanların okunduğu coğrafyamızda çan çalınmasın. Git kınalı kuzum, onbeşli yarim ben seni vatana kurban ettim” diyerek uğurlanmışlardı cepheye.

Savaş tüm hızıyla devam ediyor, Çanakkale toprakları şehit kanlarıyla sulanıyor ve tarihte şanlı bir sayfanın destanı yazılıyordu. Düşman güçler de kayıp veriyordu tabi. Diğer taraftan kıyamete kadar ders niteliğinde olacak sahneler de yaşanıyordu. Bu manadan olmak üzere, yaralanan Fransız askerini kendi nefsine tercih eden Mehmetçiğin merhamette de kahramanlığının destanıydı bu. Bir damla su belki hayatını kurtaracaktı Mehmetçiğin ama yanı başında annesinin resmine bakan yaralı düşman askerini gördüğünde, kendisine getirilen suyu düşman askerine ikram edecek kadar şahsiyetli ve kişilikli Mehmetçik.

Sonuç mu? Elbette süslü hayallerle Çanakkale’ye gelen müstemleke devletler, geride ölülerini bırakarak geldikleri gibi ülkelerine dönerler. Müslüman Türk askeri ise 250 bin şehit karşılığı cennet yurdumuzun tapusunu bir daha yeniler.

Evet 18 Mart bizim için bir dönüm noktası, tıpkı Bedir savaşı gibi, tıpkı İstanbul’un fethi gibi. Zira bahse konu savaşlar ve fetihler üzerinde düşünüldüğünde, sonuç itibariyle ciddi manada tarihte birer milad olduğu anlaşılacaktır.

18 MART ruhunu unutmamak ve unutturmamak dileklerimizle

Mustafa ÇOPURSUZ 

Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve

Diva-Sen Genel Başkanı

Sosyal Medyada Paylaş