EŞİT ŞARTLARDA SENDİKACILIK İÇİN HODRİ MEYDAN

Sizlerle paylaştığımız birçok yazımızda, katıldığımız toplantı vb ortamlarda sürekli olarak vurguladığımız husus; isimleri sivil toplum kuruluşu olduğu halde özünde böyle olmayıp, her birinin bir siyasi parti tarafından kurdurulduğundan bahisle, günümüze kadar ne kendi üyelerine, ne kurumlarına, ne birlikte yaşadıkları topluma ve ne de devletimize bir katkıda bulunamamış olmalarıdır.

Bu manadan olmak üzere, ülkemizde faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşları ve sendikaların kahir ekseriyetinin kurulan değil kurdurulan oluşumlar olarak sahneye çıktıkları asla inkâr edilemez. Sağcı-solcu, muhafazakâr-demokrat, iktidar-muhalefet yanlısı... Maalesef STK diye nitelendirilen birlikteliklerin esasında siyasi teşkilat kuruluşu oldukları bir realite halini almıştır.

Söz konusu kuruluşlar ve sendikalar saha çalışması yaptıklarında, faaliyetlerinden daha ziyade siyasi söylemleriyle üye devşirme yolunu seçmekteler. “Biz iktidar partisinin sendikasıyız”, hatta “Biz Cumhurbaşkanının sendikasıyız” gibi absürt ifadelerle sendikacılık yapmaktalar. Dahası, bazı sendikacılar da çalıştıkları kurumun merkezinde olduklarından dem vurarak “Bakın kurumun merkez teşkilatında çalışıyoruz, ......”gibi ifadeleri kullanmak suretiyle muhataplarını etkilemeye çalışmaktalar.

Oysa siyasi görüşleri nedeniyle sendikalara üye olan çalışanların şunu bilmelerinde faydalar vardır. Siyasi otorite, çalışanları kontrol altında tutmak için bu tür oluşumlara/sendikacılara belirgin ayrımcılık gösterirler, aile resmi çektirirler, il ve ilçe ziyaretleri programlarına mutlaka söz konusu oluşumların temsilcilerini de koyarlar. Bu durumda ise, çalışanların teveccühünü kazanacaklarını hesap ederler. Bu şekilde bir sendikaya üye olanlar ise, tüm işlerinin hallolacağını, oğullarının- kızlarının rahatça bir işe yerleşeceklerini, sıkıntılardan kurtulacaklarını zannederler. Hayır, bunların tamamı aslında iktidarın kendi menfaati içindir. Filhakika yüz binleri hatta milyon çalışanı kontrol altında tutarak hürriyetlerini ellerinden almanın manası; tabir caizse çalışanların gıkını çıkarttırmamak, geçim sıkıntısı çekenlerin, atama ve nakillerde haksızlığa uğrayanların, mobbinge maruz kalanların hükümeti zora sokacak bir açıklama veya tepki göstermelerine engel olmak içindir.

 Elbette herkesin bir siyasi görüşü vardır. Buna kimse etki edemez. Ancak sivil kuruluş olduklarını iddia edenlerin kesinlikle oluşumlarını herhangi bir siyasi partinin arka bahçesine dâhil etmemesi gerekir. Ancak siyasi otoritenin veya kurumunun merkezinin rüzgârıyla sendikacılık yapanların üyelerine bir katkılarının olmadığını görüyoruz. Bu nedenle, orantısız yapılan sendikacılığın gerçek mecrasına çekilmesi ve herhangi bir siyasi partinin arka bahçesinde ve de genel merkez yöneticilerinin kurumun merkezinde çalışmayan sendika yöneticilerinin çalışmalarına saygı duyulması açısından, orantılı güç kullanmak için hodri meydan diyoruz.

Zira Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve Diva-Sen ailesi olarak bizler sendikacılığı adeta tırnaklarımızla mermeri aşındıra aşındıra yapıyoruz. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşları ve sendikalar siyasi partilerin rüzgârıyla ve kurumun merkezinde çalışıyor olmalarının rüzgârıyla değil de tam bağımsız bir şekilde kendi aralarında güzelliklerle yarışmalarını yeğliyoruz.

 

 Mustafa ÇOPURSUZ

Genel Başkan


Sosyal Medyada Paylaş