KADIN CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE İHTİYAÇ VAR MI?

Şüphesiz kurallar; asayişi temin, düzensizliği ortadan kaldırmak, adaleti tesis ve huzur toplumu oluşturmada mutlaka olması gereken sistemler bütünüdür. Bahse konu sistemlerin ihtiva ettiği kurallarda elbette cezai müeyyideler de açıklanır. Çünkü insanları zaptı rabt altına almak için ceza sistemi mutlaka olmalıdır. Nitekim insanları olan ve olası suçlardan uzaklaştırmak ve emniyetli bir toplum oluşturmak adına iki ana unsurun olması gerektiğine inanıyoruz.


Birincisi; iyi bir Allah inancı. Allah inancı insanları vicdani noktadan kontrol altına alır. Zira merhamet, ilahi öğretilerin ademoğluna kazandırdığı en büyük meleklerin başında yer alır. “Siz yeryüzündekilere merhamet ediniz ki, gök yüzündekiler de sizlere merhamet etsin” Nebevi sözü bu gerçeği açıklar. Bu noktadan hareketle, kişi kim olursa olsun, sağlam bir Allah inancına sahip olduğu zaman, bırakın kadınlara-erkeklere şiddeti, yeryüzünde gezen ufacık karıncaları dahi ezmez ve ezmemek için itina gösterir. Filhakika Allah’a iman da bunu gerektirir. Çünkü hayat nizamı kitabımız Kur’an-I Kerim’de bu hususlar belirtilir.


İkincisi ise; caydırıcı ceza sistemidir. Suçlu kim olursa olsun, hak ettiği ile cezalandırılmasıdır. Ki adaletin tesisi de bunu gerektirir. Allah Resul’ü Efendimizin kendisine torpil için gelen Zeyd B..Haris’e; “Kızım Fatıma da olsa elini keserdim” ifadeleri bu durumun hassasiyetini ortaya koyar. Hukuk kurallarında belirlenen ceza sistemleri caydırıcı olma özelliğini kaybettiği zaman suçluları kontrol altına almanın ciddiyeti zaten ortan kalkmış olur. Bu manadan olmak üzere, zina suçu işleyenlere uygulanacak had cezası, suç sübut bulduğunda uygulandığı zaman, ibret alınacak ve bu yönde suç işlemelerin önü alınmış olacaktır. 


Diğer taraftan batılı bir müsteşrikin de belirttiği gibi; 14.YY’da Osmanlı tebaasında bir tane bile zabıtalık olay vuku bulmamıştır. Evveline gidildiğinde ise; Saadet asrında insanlar kardeşane bir anlayışa bürünmüşler ve birlikte yaşamanın inşasını tesis etmişlerdir. Hatta başka bir tabir ile; kurt ile kuzu birbirine zarar vermeden yan yana yürümüşler ve birlikte yaşamanın mümkün olduğunu hayata geçirmişlerdir.


Elhasıl, kadına şiddetin önüne geçmek için cidden İstanbul Sözleşmesine ihtiyaç yoktur. Tabi iyi bir inanç eğitimi ve insanlık sevgisi dimağlara nakşedildiğinde.


 Mustafa ÇOPURSUZ 

Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve

Diva-Sen Genel Başkanı

Sosyal Medyada Paylaş