YALANCILAR VE İFTİRACILAR, DAHA NE ZAMANA KADAR EMELLERİNE KAVUŞACAKLAR?

Yalan ve iftira dinimizin yasak ettiği çirkin davranışlarındandır. Hatta Hz. Muhammed (SAV) bir Hadis-i Şeriflerinde; “Size en büyük günahları haber vereyim mi? 1. Allah (cc)’a şirk koşmak, 2. Ana-babaya karşı gelmek, 3. Yalan söylemek” Filhakika “İftira” ile ilgili olarak da gerek Ayet-i Kerimelerde gerekse Hadis-i Şerifler de hem uyarıcı hem de ders mahiyetinde İlahi ve Nebevi açıklamaları görmekteyiz. Mesela; Hz.Yusuf kendisine yapılan gayri meşru teklifi kabul etmediği için iftiraya uğramış ve sonunda zindana atılmıştır. (Yusuf Suresi 23-35) Hz. Musa’ya, Hz. Meryem’e ve Hz. Ayşe validemize daha pek çok kimselere iftiralar atılmıştır. 

 

Elbette iftira ile ilgi birçok ayet-i kerimelerin olduğunu da biliyoruz. Bunlardan bazıları; Ahzab Suresi 58, Nur Suresi 4. ve 19. Ayetleridir. 

 

Diğer taraftan toplumu oluşturanların birbirlerine olan güvenlerini yok eden, kardeşlik duygularını kökünden kazıyıp fitne-fücur ve düşmanlık tohumlarının atılmasına ve yayılmasına sebep teşkil eden yalan ve iftiralar ne yazık ki tüm hızıyla devam etmektedir. Bu manadan olmak üzere; 

 

En çok yalan ve iftiraya maruz kalan kesimin Diyanet ve Diyanet çalışanları olduğunu görüyoruz. Amiyane tabir ile çalınan keçi müftünün fakat lanse edilen ise keçiyi çalanın müftü olduğu. El insaf siz ne alıp veremiyorsunuz diyanetten ve çalışanlarından?  

 

Ancak işin en garip tarafı ise; yalan ve iftiralara maruz kalanlar diyanet ve çalışanları, faturayı ödemek durumunda olanlar da yine diyanet ve çalışanlarıdır. Cami görevlilerine iftira atılır, yalancı şahitlerin ifadesi doğrultusunda suçlu bulunur ve sonuç, en hafifi uyarı veya kınama ama mutlaka yer değişikliği. Bitti mi? Hayır. Müftülerimiz de aynı akıbete uğramakta. Bir-kaç yalancı ve iftiracının sözü ile en ağır darbe indirilmekte. Neymiş efendim! Kurum ve görevlimiz yıpranmamalıymış. Dolayısıyla müftümüzün veya cami görevlimizin görev yaptıkları mezrayı, köyü, mahalleyi, ilçeyi ve İl’i başka bir yere taşıma şansımız olmadığına göre, görevlimizi alır başka bir yere naklederiz ve dava biter. Allah Allah, bu kadar basit öyle mi? Pekâlâ görevlinin (Müftü, Cami görevlisi) psikolojik, sosyolojik ve ailevi durumu ne olacak o zaman? Pekala, yalancı ve iftiracılar sürekli emellerine ulaşacak mı?

 

Sayın yetkililer! 21.YY’da yaşıyoruz. Teknik ve teknoloji devrindeyiz. İnsanların uzaya normal seyahat eder gibi gittikleri bir çağdayız. Işınlamalar hat safhada. Ulaşım araç ve gereçleri son sürat. Bir tuş ile kocaman devletlerin yok edilebileceği bir dönemde yaşıyoruz. Ancak ne acı ki; hala insan psikolojisinin, sosyolojisinin ve aile yapısının genetiğini bir türlü çözüme kavuşturulamadı.  

 

Elhasıl kurumumuz, görevlilerini iftiralara yem etmemeli hatta bu konularda sendikalarla istişare yapmalı ve işbirliğine gitmelidir.  

 

Mustafa ÇOPURSUZ 

Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve 

Diva-Sen Genel Başkanı 

Sosyal Medyada Paylaş