İSTANBUL’UN FETHİNİ ANLAMAK

İSTANBUL’UN FETHİNİ ANLAMAK
01.05.2023
İnsanlık tarihinde sonucu “FETİH ve ZAFER” olarak anlatılan ve anlaşılan hadiselerin ve savaşların tamamının muhatabı; Müslüman Türk ümmetinin ve milletinin olduğunu okuyor ve biliyoruz. Nitekim Çanakkale Deniz Zaferi, İstanbul’un Fethi tanımı ve isimlendirilmesi kolayca elde edilmiş ne bir zafer ne de fetihtir. İnsani ve askeri güç bakımından katbekat üstün devletlere karşı kazanılmış olan tüm zafer ve fetihlerin analizi yapıldığında, ayrıca sonuçlarına bakıldığında; zafer ve fetihlerin nasıl elde edildikleri de ortaya çıkacaktır. Kanaatimiz odur ki; millet olarak sahip olduğumuz ve ceddimizle gurur duyduğumuz zafer ve fetihlerin tüm yönleriyle genç dimağlara anlatılması ve benimsetilmesi, geleceğimizin garantisi olacağıdır. Filhakika tarihçilerimizin kalemi, zafer ve fetihlerin hem maddi hem de manevi yönünü yazdıkça, genç nesillerimiz daha bilinçli olacak, atalarına layık bir nesil olma uğrunda daha bilinçli yaşayacaklardır.Her şeyden önce, başlangıcı Bedir olan tüm zafer ve fetihlerin temelinde yatan en önemli anlayış; Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak ve vadettiği cennetine koşarak girmektir. Nefsini değil neslini, evini değil yurdunu ve anını değil geleceğini kurtarmak düşüncesiyle savaş meydanlarında canhıraş bir şekilde cihat eden civanmertlerin yazdığı tarihleri sadece askeri güçle izah etmek, kazanılan zafer ve fetihleri anlamsız kılmak olur.Bu manadan olmak üzere bugün İstanbul (İslambol)’un fethi bize;Riya ve kibir abidelerinin, gücünü maneviyatlarından almayanların, niyetleri insanı yaşat ki devlet yaşasın demeyenlerin, yapmadan daha ziyade yıkma-yakma düşüncesinde olanların karşısında; mütevazılığı elden bırakmayanların, gücünü maneviyatından alanların, mücadelelerinin insanı yaşatmak için olanların, savaş meydanlarında bile çocuklara, yaşlılara, kadınlara ve savaşla ilgisi olmayan kutsal değerlere saygıda kusur etmeyenlerin ancak zafer ve fetihleri elde edip muzaffer ve fatih olacaklarının şuuruna erişilmesine ihtiyaç vardır.Ayrıca ecdadımızın fethettikleri hiçbir yerde ahlak dışı davranışlarda bulunmadıkları, dini ritüellere dokunmadıkları, namuslara tecavüz etmedikleri de necip milletimizin bu uğurda yüksek seciyesini de ortaya koymaktadır. Zira 568.yıl dönümünü kutladığımız İstanbul’un fethi bizlere, aziz ceddimizin nasıl bir dünya anlayışına sahip olduklarını da göstermektedir. Filhakika daha önce Hristiyan tebanın elinde olan İstanbul’da var olan başta hiçbir kilise ve diğer din mensuplarının ibadethaneleri ne yakılmış ne de yıkılmıştır. Bilakis bahse konu tüm mekânlar koruma altına alınmıştır. Elbette fethin nişaneleri olan muhteşem camiler inşa edilmiş ve edilmeye de devam etmektedir Elhamdülillah.Bu manadan olmak üzere, İstanbul bir İslam beldesidir ve Hz. Peygamber (SAV) Efendimizin müjdesidir. Sahabe Efendilerimizden Ebu Eyyub-el Ensari’nin şereflendirdiği mukaddes bir coğrafyadır.Sevincimiz ve mutluluğumuz ise; Ayasofya-i Kebir, Kariye ve Taksim Camilerinin ibadete açılması, inşa edilmiş olmasıdır.Diğer taraftan, muzaffer ve Fatih olmak için dahi 20’li yaşlarda olmanın yeterli olacağının da mümkün olacağıdır. Dolayısıyla sözümüz tüm genç kardeşlerimizedir ki; lütfen kendinizin her zaman birer muzaffer ve fatih olabileceğinize inanmanızdır.Çünkü maneviyat olmadan sadece maddi güç ile ne zafer ne de fetih gerçekleşir.Mustafa ÇOPURSUZTüm Memur-Sen Konfederasyonu veDiva-Sen Genel Başkanı