ÜMMET OLABİLMEK
Murat UZBEK

Murat UZBEK

ÜMMET OLABİLMEK

16 Mart 2018 - 21:11

Ne zaman İslam dünyasının mevcut durumu üzerine düşüncelere dalsam ümitsizlikle karışık bir mahcubiyetle “ Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer gerçekten iman etmişseniz üstün gelecek sizlersiniz” İlahi fermanı çınlıyor beynimde.

Halbuki ayet müjde taşıyordu Manasında, güven telkin ediyordu. Üzerine düşeni yaparsanız noksanınızı ben tamamlarım diyordu bir nevi. Lakin biraz tefekkür edince acı hakikatler geçit yaptı önümden.

Hangi düşünce bizi imamesi kopmuş tesbih taneleri gibi savurdu dört bir yana? Aynı “Yaradan’a” kul olmak, aynı kıbleye yönelmek birleştirmiyorsa gönüllerimizi; ne ile toparlanacak âlem-i İslam? Hüznü, heyecanı, kavgası bir olabilmektir ümmet olabilmek. Kutlu Nebi: “ Mü’minler birbirini sevmede, birbirlerine acımada ve birbirlerini korumada bir vücuda benzerler” demiyor muydu?

Myonmar’daki bir müslüman’a dokunulsa, Somali’deki garip bir mü’min incinse, Doğu Türkistan’daki bir insan zulme uğrasa yüreğimizin sızlaması, ayranımızın kabarması, gözümüzün dönmesi gerekmez miydi? Hülasa ümmet olabilmek; kader birliği yapabilmektir. Gel gör ki nice zamandır vahdet bozuldu, tefrika kol geziyor coğrafyamızda. Hasımlarımızın kirli ve demode tuzaklarına kapılıveren avare, aciz, şaşkın yığınlara dönüştük. Irkı mezhebi, siyasi anlayış farklılıklarından doğan çekişmelerle tüm enerjimizi tükettik. Yutulmaya müsait lokmalara dönüştük. Kalbi hastalıklı, İslam’ın gerçek gayesinden tamamen uzak, câni ruhlu sözde İslam-ı cihat(!) örgütleri derleyip üzerimize leke sürerlerken çaresiz izlemekle yetindik. Yine İslam ülkelerinin birçoğunun başındaki emperyalistlerin güdümünden çıkmayacak kuklalarla bir asırdır oynanan gölge oyununu seyretme ızdırabını yaşıyoruz. Gaflet ve hıyanette insana parmak ısırtan bu şarlatanları kullananlarda mı suç, yoksa “ Nasılsanız öyle idare edilirsiniz” ölçüsü gereği bizde mi kabahat?

            Ne vakit dağılacak üzerimizi kaplayan felaket bulutları? Ne zaman kaldırıp atacağız gaflet yorganını üzerimizden? Bu sonu gelmez ihtilaf ve çekişmelerin bizleri ne hale getirdiğini anlamayacakmıyız hala? Ne güzel anlatıyor bu hali Akif;

 

Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,

Bağlamak lazım iken, anlamadım anlayamam

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

Fikr-i kavmiyeti şeytan mı sokan zihninize?

Sizi bir aile efradı yaratmış yaradan;

Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.

Siz bu davada iken, iyazen billah,

Ecnebiler olacak sahibi mülkün nâgah.

 

            Evet, dertlerimiz, kronikleşmiş meselelerimiz belli. Belki karamsarlığa sürükleyecek sevide ama çözüm de belli. Öncelikle üzerinde mutabık kalacağımız sorunlarda tek ve gür bir ses olacağız.  İnancımızdan, onun koyduğu kaidelerden beslenerek azimle, iradeyle imanla bir bir aşacağız cehaleti, ilimsizliği, fukaralığı, adaletsizliği, hedefsizliği.

            Unutmayalım ki her birimiz inanıyor olmanın sorumluluklarını taşıyoruz. Ferdi mesuliyetin ötesinde kolektif yükümlüğümüz de ümmet olduğumuzu ve onun gerekliliklerini asla hatırımızdan çıkarmamaktır.

Eğer safları sıklaştırmazsak yevm-i mahşerde Kutlu Peygamberin yüzüne bakamayız.

Hele hele Hz. Ömer’in fetih müjdesi, Selahaddin Eyyübi’nin irade ve cesareti, Yavuz Sultan Selim’in vahdet ve emniyeti, Abdulhamid Han’ın feraset ve fetaneti olan Kudüs’ü Şerif’e yönelik tehditler gibi meselelerde en ufak bir gedik vermeden “Ümmet olabilme” şuuruna ermeliyiz

Bu yazı 831 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum