SULTAN ALPARSLANI VE MALAZGİRT ZAFERİNİ ANLAMAK

  • 2033
SULTAN ALPARSLANI VE MALAZGİRT ZAFERİNİ ANLAMAK
Font size:
Yazdır

1071’in 26 Ağustos sabahı Malazgirt Meydanında neler oldu: Sultan Alparslan önce askerlerine imam oldu ve sabah namazı kıldırdı. Sabah namazından sonra şu duayı yaptı:  “Allah’ım! İslam’ın sancaklarını yükselt ve hayatlarını Sana kulluk için esirgemeyen mücahitlerini yalnız bırakma! Ya Rabbi! Alparslan’ı, düşmanlarına karşı muzaffer kıl ve onun askerlerini meleklerin ile kuvvetlendir! Zira O, Senin rızanı kazanmak için varlığını, canını ve her şeyini fedadan sakınmıyor. O Senin yolunda ve dininin üstünlüğü için nasıl cihat yapıyorsa Sen de onu öylece koru ve düşmanlarını kahret! “  Askerleriyle beraber namaz kıldıktan sonra, ‘şehit olmaya hazır olduğunun’ bir göstergesi olarak; “Bu benim kefenimdir” diyerek bembeyaz elbisesini giydi ve savaşa tutuşmadan önce askerlerine şu konuşmayı yaptı:  SULTAN ALPARSLAN’IN, 26 AĞUSTOS 1071 SABAHI MALAZGİRT’TE YAPTIĞI KONUŞMA  “Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım; ya da şehit olarak cennete giderim. Sizlerden beni takip etmeyi tercih edenler, takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler, gitsinler! Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur. Zira bugün ben de sizlerden biriyim. Sizlerle birlikte savaşan bir gaziyim. Beni takip edenler ve nefislerini yüce Allah’a adayarak şehit olanlar, cennete; sağ kalanlar gaziliğe kavuşacaktır. Ayrılanları ise, ahirette ateş, dünyada da rezillik beklemektedir.”      ALPARSLAN’IN VEFATI VE SON SÖZLERİ                                                                                            Sultan Alparslan, Malazgirt Zaferi’nden sonra 1072 senesinde çok sayıda atlı ile Maveraünnehir’e doğru sefere çıktı. Amuderya Nehri üzerinde bulunan Hana Kalesi’ni muhasara etti. Kale komutanı, sapık bir fırka olan Batıniliğe mensup Yusuf el-Harezmî idi. Kalenin fazla dayanamayacağını anlayınca teslim olduğunu bildirdi. Ancak Alp Arslan’ın huzuruna çıkarıldığında Sultan’a hücum edip onu hançeriyle yaraladı. Katil derhâl öldürüldü fakat Sultan Alparslan aldığı yaralardan kurtulamadı. 25 Ekim 1072 tarihinde vefat etti. Son sözleri şunlar oldu:  “Her ne zaman düşman üzerine azmetsem,  Allah Teâlâ’ya sığınır, O’ndan yardım isterdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda, askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden, sanki ayağımın altındaki dağ titriyor gibi geldi. Kalbimden, “Ben, dünyanın hükümdarıyım, bana kim galip gelebilir!” diye bir düşünce geçti. İşte bunun neticesi olarak Cenab-ı Hak, âciz bir kulu ile beni cezalandırdı. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hatâ ve kusurlarımdan dolayı Allah Teâlâ’dan af diliyor, tövbe ediyorum. Lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-Rasulullah!..”  *** ‘Komutan’ Alparslan’ın Sözleri:  Ey Askerler!… Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ben nefsimi Allah’a adadım. Benim için şehadet de, muzaffer olmak da bir saadettir. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.  *** Savaşı seviyorum,  çünkü sonunda zafer var.  *** Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.  *** Biz ne kadar az olursak olalım, onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum.  *** Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor, uğrunda cihat ediyorum. Ey Allah’ım! Niyetim halistir; bana yardım et.   Ey Askerler!  Eğer şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ben nefsimi Allah’a adadım. Benim için şehadet de, muzaffer olmak da bir saadettir. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.  *** Bütün oba beylerine, köylere yaylaklara haberler salınsın. Milletimin erkekleri, kadınları, kızları bilsinler ki, Çağrı Bey oğlu Sultan Alparslan, eğer bu çetin harpte yenilir ve milletinin namus ve şerefini koruyamazsa, hayat onun kendisine bile haramdır.  *** Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla: 200 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor der. Sultan Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:  “-Biz de onlara yaklaşıyoruz…”  *** Alparslan 26 Ağustos 1071 sabahı Malazgirt Meydan Muharebesi öncesi ordusuna şu şekilde seslendi:  Askerlerim! Kâfirlerin sayısı hesap edilemeyecek kadar çoktur. Onların yanında mancınıklar ve pek çok savaş aletleri vardır. Muvaffak ve muzaffer olmak istiyorsak, düşmanın içine girmemiz, onlarla göğüs göğüse savaşmamız, mancınıkları kurmalarına, savaş aletlerini kullanmalarına müsaade etmememiz gerekir. Sayımız az olsa da, ben minberlerde hem bize hem de Müslümanlara dua edilen bu vakitte düşmana saldırmak istiyorum. Bu vakit bütün minberlerde İslam orduları için dua edilen bir vakittir. Halk da bu dualara âmin diyecektir. Belki de Allah onlardan birinin duasını kabul eder. Ya Allah’ın yardımıyla zafere ulaşır, ya da şehit olarak Cennet’e giderim. İçinizden beni takip etmek isteyenler arkamdan gelsin. Yaşamayı seven ve geri dönmek isteyenler ise kendilerine karşı herhangi bir kınama olmaksızın geri dönebilirler. Burada artık Allah’tan başka emir veren ve yasaklar koyan bir sultan ya da emirlere icabet eden asker yoktur. Ben de sizlerden biriyim ve bugün sizinle beraber savaşacağım. Benim ardımdan gelerek canlarını Allah’a hibe edenler için Cennet ve ganimet, bırakıp gidenler için Cehennem ve sefalet vardır.  ‘Yönetici’ Alparslan’ın Sözleri:  Bir gün birkaç insan Sultan Alparslan’a Nizamül Mülk hakkında birçok şikâyet getirmiştir. Sultan namaz kıldığı için mektup yanına konmuştur. Sultan namazını bitirip mektubu okuyup, Nizamül Mülk’ü çağırtmıştır. Kendisine:  “-Bu mektubu al yazılanlar doğru ise ahlakını güzelleştir değil ise iftira edenleri bağışla fakat onlara öyle işler ver ki insanları kandırmaya vakit bulamasınlar.”    Günümüzün ve gelecek günlerimizin güzel olması, Sultan Alparslan’ı ve Malazgirt Zaferini anlamamızla mümkün olacaktır.  DİVA-SEN GENEL MERKEZİ 


İlginizi Çekebilir